Marmaris’in Köyleri

Turunç

Marmaris çevresi: Turunç
Turunç’a otobüsle veya kendi aracınızla karayoluyla gidiyorsanız çamlar arasında uzanan virajlı bir yoldan geçeceksiniz. İçmeler’i geçtikten sonra tırmanış başlıyor. Eğer sürücü koltuğundaysanız çevrenin ve Marmaris Körfezi’nin güzelliğine dalıp gitmeyin, virajlara dikkat edin. 20 km’lik asfalt yolu ralli meraklısı değilseniz yarım saatte alabilirsiniz. Ama isterseniz deniz yoluyla gidin, 15 millik bir yol. 
Nasıl giderseniz gidin ama Turunç’a mutlaka gidin. Marmaris’te konaklıyorsanız bir gününüzü ayırıp, Marmaris’in büyük kenti unutturmayan ortamından çıkın. Yokuşlar, inişler, virajlar ve hep yanıbaşınızda olan çamlar arasından giderken ansızın karşınıza çıkıverecek Turunç. Aşağıda sanki mavinin özel bir tonuyla boyanmış gibi bir deniz. Çivit mavisi, cam mavisi, gökyüzünün denize düşmüş mavisi, mavinin her tonu denizde. 
Etrafı çamlarla süslü yüksek tepelerle çevrili, tepelerden bir serinlik düşüyor sahile, güneş her zaman parlak ama bunaltıcı değil. Narlar, dutlar, incirler, erikler, keçiboynuzları ve tabii turunçlar… Turunç Belediyesi Turunç’a adını veren ve son yıllarda azalan turunç ağacı sayısını artırmak için yeni dikimler yapıyor.  Ayrıca çevreye renk katan sardunyalar, zakkumlar, begonviller her yerde. 
Turunç, mavi yolculuğa çıkan teknelerin vazgeçilmez uğraklarından birisidir. Akşam olunca koyda demirlemiş teknelerden, sahildeki lokantalardan şarkılar yükselir. Ha, unutmadan, Turunç koyunda da Marmaris ve İçmeler’de olduğu gibi “Mavi Bayrak” dalgalanıyor. Mavi Bayrak suyu, kumu ve çevresi temiz, yatlar için gerekli altyapıya sahip koylara, uluslararası bir örgüt tarafından çekiliyor. 
Turunç’ta denizin ve güneşin dışında seçenekler de var. Doğa yürüyüşü yapmak, jeep safari turlarına katılmak isteyenler elverişli güzergahlar bulacaklardır. Yürüyüş için Palamut Tepesi patikası ve yol olmadan önce Turunç ile İçmeler’i bağlayan 3-4 saatlik manzaralı yürüyüş yolu değerlendirilebilir. 
Su, dalmak ve sualtı yaşamını izlemek için oldukça berrak. Kayalıklar, sualtı mağaraları açısından da zengin. 
Su sporları için koyda hizmet veren işletmeciler var. Gürültü kirliliğine önlemek amacıyla yalnızca motorsuz su sporlarına izin veriliyor. İhtiyacınız olan her türlü malzemeyi kiralayabilirsiniz, isterseniz eğitim de veriyorlar.
Çevre koylara yapılan günübirlik tekne turlarına katılabilirsiniz. Gezide Kumlubük, Çiftlik, Gebekse gibi koy ve plajlara uğranıyor.  Uzun süreli günübirlik tekne turlarıyla Dalyan, İztuzu kumsalına kadar gidilebiliyor. Özel tekne kiralayıp kendi gezinizi kendiniz de planlayabilirsiniz. Koyda balık avcılığı da yapılabiliyor. Özellikle Ekim-Nisan döneminde bol balık olduğunu not edelim.

Bozburun

Marmaris’ten Bozburun’a
Marmaris’in çevresine ayırdığınız bir başka gün, Marmaris’in güneybatısına, Bozburun’a doğru bir gezi yapabilirsiniz. 
Durak noktalarınız, isteğe göre, Bayırköy, Çiftlik, Orhaniye, Selimiye, Bozburun ve Söğüt olabilir.  
Bayır dışında hepsine denizden tekneyle de gidilebiliyor. Ama denizden yolculuk için en az üç gün ayırmalısınız.  
Karayoluyla, Orhaniye, Selimiye ve Bozburun’a Datça yoluna girerek ve Hisarönü yön levhasını izleyerek de gidilebiliyor. Böyle yaparsanız Hisarönü’nü de katmalısınız turunuza. Ama biz Bayır üzerinden gitmeyi tercih edeceğiz. 
Marmaris’ten çıkıp İçmeler’i geçiyor ve Turunç yoluna giriyoruz. Dar asfalt yol bir süre keskin virajlarla tırmanıyor. Kısa bir düzlük ardından Turunç yolundan ayrılıyor ve Bozburun’a yöneliyor. Çam ormanının serinliğinde küçük yerleşimlerin arasından geçip yaklaşık yarım saat sonra Bayır’a ulaşılıyor.

Bayır Köyü

Bayır 
Bayır Köyü son yıllarda jiplerle yapılan “safari” turlarının gözde durak noktası oldu. Mola verip, köy meydanındaki dev boyutlu tarihi çınar ağacının altındaki açık kahvelerden birinde bir çay ya da köpüklü ayran içmeyi unutmayın. Acıkanlar gözleme de ısmarlayabilir. Hikmeti neredendir bilinmez ama kocamış çınarın etrafında bir tur atmanın ömrü uzattığı söylenir. Bayırlılar bunu aynı zamanda bir “anıt ağaç” olan çınarın künyesine yazıp asmışlar.  Meydan çeşmesinin buz gibi suyu, yüzünüzü ve içinizi ferahlatacak. 
Bayır Köyü’nün antik Syrna kentinin üzerinde kurulduğu, şimdi caminin bulunduğu alanda sağlık tanrısı Asklepios’a adanmış bir tapınağın yeraldığını iddia ediliyor. Tapınaktan bugüne ulaşan hemen hiç bir iz kalmamış. Syrna kentinin akropolisi köyün 2 km kuzeydoğusunda Yancağız Tepesi üzerindedir. Akropolise Bayır’dan bugün de kullanılan antik taşlı yol izlenerek gidilebilir. Tırmanış yaklaşık yarım saat sürer. Akropoliste kent surlarının bir bölümü, mezar kapak taşları ve yapı kalıntıları görülecektir. Bayır mezarılığındaki antik taşlar da büyük olasılıkla Syrna kentinden. 
Bayır’dan sonra yol ikiye ayrılıyor. Biri sağdan Turgut Köyü’ne iniyor. Diğeri de Bozburun’a yöneliyor. 
Biz önce Bozburun yoluna girip, yaklaşık 1 km sonra Çiftlikköy’e sapacağız. Turgut üzerinden Orhaniye ve Selimiye’ye inişi sonraya bırakıyoruz.

Bayır Çiflik Koyu

Çiftlik 
Bayır’dan yukarıya Söğüt’e yönelen asfalt yol üzerinde yaklaşık 1 km sonra çiftlik ayrımını kaçırmamaya dikkat edin. Belli belirsiz bir tabela var. 
Ayrımdan sonra kısa bir düzlük ardından çiftlik koyuna doğru iniş başlıyor. Bir yanda Çiftlik koyu, arkanıza döndüğünüzde ise Hisarönü körfezini göreceğiniz bu noktada bir süre dinlenip, temiz dağ havasını ciğerlerinize doldurun. Her taraf çepeçevre çam ormanı. 
Çiftliğe biraz virajlı bir yolla iniliyor. 15 dakika sonra kumsaldasınız. Çiftlik koyunun iri kumlu plajı ilgi görüyor. Marmaris ve çevre koylarda böyle plaj çok az. Denizin her zaman pırıl pırıl olduğunu da eklemekte yarar var. Bırakın kendinizi serin suya. Uzun uzun yüzün ve sonra uzanın kumlara. 
Koyu çepeçevre saran kumsal Marmaris’ten gelen günübirlik teknelerin konakladıkları öğle saatleri dışında pek kalabalık sayılmaz. 
Ama her şeye rağmen o eski sakinliği de kalmadı Çiftlik koyunun. 
Bir tatil sitesi, biri büyük iki otel, koyda su sporları yapmaya imkan veren bir işletme,  henüz sadece lokanta ve eğlence üniteleri yapılmış bir tatil köyü ve sahilde çardak lokantalarının müşteri yoğunluğu hissediliyor artık. 
Çiftlik Koyu’nun girişinde küçük bir ada var. Ada özel mülkiyette ve izin alınmadan girilemiyor. 
Koyun iki yanındaki kayalıkların dalmak için uygun olduğunu ama artık zıpkınla avlanacak balık bulmanın çok zor olduğunu not edelim.
Dalmak ya da yüzmek için tekneyle çiftliğin hemen yanıbaşındaki Gebekse Koyu’na da gidilebilir. Bu koyun uç noktasında, kumsalda tarihi kalıntılar göreceksiniz. Gebekse  kalıntılarının bir kiliseye ait olduğu sanılıyor. 
Gebekse Koyu, mavi yolculuk teknelerinin başlıca uğrak yerleri arasındadır. Az sayıda günübirlik tekne de uğruyor. Küçük bir kumsalı, bir çardak lokantası vardır. Deniz gözlüğüyle dalıp su altının binbir rengini seyretmekten büyük keyif alacaksınız.

Turgut Şelale

Şelale 
Tekrar Bayırköy’e dönüyoruz. Bu defa aşağıya, Turgut Köyü’ne yöneliyoruz. 
Bayır’dan 5,5 km sonra sağda “Şelale” tabelasını göreceksiniz. Yoldan 200 m içerideki “Şelale” mevkiine araçla gitmek mümkün. “Şelale”, bildiğimiz o ulu şelalelerden değil. Vadi boyunca sık bir bitki örtüsü arasından akan ve yaz aylarında suyu iyice azalan bir derenin 3-4 metre yüksekten dökülmesiyle oluşmuş. Derenin suyu buz gibi. Mayonuz yanınızdaysa eğer, şelalenin yarattığı ve derinliği 2-3 metreyi bulan gölcükte yüzebilir, bunaltıcı sıcağın etkisinden kısa bir süre de olsa kurtulabilirsiniz. Çevrede ve şelalenin yanıbaşında çardak lokantalar var. Köylü kadınların oracıkta pişirdikleri gözleme, yanında buz gibi ayran, soğuk duş ardından iyi gelecek. Dilerseniz alabalık, et veya tavuk da isteyebilirsiniz. 
Zaman ayırabilirseniz dere boyunca ve vadinin içerisine doğru yürüyüş yapabilirsiniz. Ama sık bitki örtüsünün zaman zaman yürüyüşü zorlaştırdığını unutmayın. 

Turgut
Bayır’a 9 km uzaklıktaki Turgut, turizm sayesinde gelişmeye başlamış bir köy. Turistlerin gruplar halinde gelip alışveriş ettikleri halı ve hediyelik eşya mağazaları, köyde büyük bir canlılık yaratmış. Turgut girişinde eli yüzü düzgün çok sayıda lokanta da hizmet veriyor. 
Bilhassa jiplerle  yapılan safari turlarına katılanların vazgeçilmez uğrak yerlerinden olan Turgut Köyü’ndeki halıcılık  uğraşı büyük şehirlerdeki faaliyetlerle yarışır durumda. Türkiye’nin hemen her yerinde dokunan halıların sergilenip satıldığı, ihracatın yapıldığı mağazalarda çalışanların büyük bölümü imalatla uğraşıyor. Alışveriş için gelen ziyaretçiler, halının dokunuşunun yanı sıra yünün nasıl iplik haline getirilip doğal kök boya ile boyandığını görebiliyorlar. Su dolu bir kazanın içine atılan kozalardan ipek halıların dokunduğu ipin elde edilişini de  ilgiyle izliyorlar. Plajıyla, ipek ve yün halılarıyla turistlerin ilgisini çeken Turgut’taki restoranlarda deniz ürünlerinin yanısıra köy yemeklerini de bulmak mümkün. Turizm, arıcılık, balıkçılık, hayvancılık ve tarımla uğraşan Turgut köylülerinin  önemli üretimlerinden biri de yer fıstığı.                                                 
Turgut Köyü sınırları içindeki koylardan birinde antik çağ kalıntıları göze çarpıyor. Kalıntılar kıyıda bir bahçe duvarında, biraz içeride ise Ygeia kutsal alanını çevrelediği düşünülen temenos duvarında izlenebiliyor. Ve bu kalıntıların Hygassos antik kentçiğine ait olduğu sanılıyor.
Köy merkezinden şelaleye giden yolun üzerinde ise, yaklaşık bir kilometre mesafede sağ yamaçta, kolay fark edilemeyen antik bir yapı yer alır. Kısa bir süre önce arkeologlar bu yapının İÖ 3-4. yy’lara ait Diyagoras adında bir savaşçının anıt mezarı olduğunu belirlemişlerdir.


Turgut Kalesi (Bybassos)
Turgut köyü yakınlarında, yaklaşık 300 metrelik bir tepede Turgut Kalesi yükseliyor. Kalenin 300 metre yakınına kadar toprak bir yoldan araçla çıkılabiliyor. Epeyce dik olan ikinci bölümü ise yürümek gerekiyor. Bybassos antik kentine ait olduğu sanılan kalenin duvarları kısmen yıkılmış olsa da ayakta. Kaleye çıkışın heyecan verici tarafı, Orhaniye ve Hisarönü koylarını ayaklar altına seren manzarası. 

Orhaniye Kızkumu

Orhaniye, Kızkumu 
Orhaniye Turgut’tan sadece 2,5 km uzaklıkta. Turgut’tan sonra yol ikiye ayrılıyor. Orhaniye için sağa, Selimiye için sola devam etmek gerekiyor. 
Hisarönü körfezinin kıyısındaki en önemli turizm merkezlerinden biri Orhaniye’dir. Hisarönü körfezine gelen yatlar Orhaniye’de mutlaka gecelerler. 
Orhaniye’de deniz her zaman çarşaf gibidir. Çevresindeki çam ormanının rengi suya vurmuş, deniz sadece buraya özgü bir renge sahip olmuştur. Çevre o kadar sakindir ki, kendinizi suya bıraktığınızda yüzerken çıkardığınız sesten başka bir şey duymazsınız. 
Bu arada denizin ortasında yürüyen insanlar dikkatinizi çekecek. Şaşıracaksınız. Kumul hareketleri sonucunda karadan başlayıp koyu ikiye bölen bir sığlık oluşmuş. Yaklaşık 600 metrelik şeride Kızkumu deniyor. Bir de efsanesi var. “Sevgilisine ulaşmak isteyen kız eteğine kum koymuş ve  denizi doldurarak ilerlemiş.  Ama kum yetmemiş ve kızcağız  denizin ortasındaki bu patikanın sonunda boğulmuş.” 
Koyun ortasında bir ada ve adanın tepesinde de kale kalıntıları var.  Kalenin bölgede kurulu Bybassos antik kentine ait olduğu sanılıyor. Kayık tutarak adaya, patika yolu izleyerek tepedeki kale kalıntılarına kadar çıkabilirsiniz. Manzara harikadır. Yorgunluğunuza değecek. 
Kaleye Turgut Köyü’ndeki şelaleden kemerler ve su altına döşedikleri borular aracılığıyla su getirmiş Bybassos’lular. Birleşik kaplar kuralından yararlanmışlar. 
Orhaniye’den Hisarönü körfezine tekne turu da düzenleniyor. Selimiye, Hisarönü ve İnbükü gibi koylar ve Dişlice adasında mola veriliyor. Öğle yemeği dahil tur akşama kadar sürüyor. Hisarönü körfezindeki Dişlice Adası, küçük kanyonları ve kaya yapısıyla ilgi çekiyor. 
Orhaniye Koyu girişinde, Keçibükü mevkiinde bulunan ve yatların yaz kış konakladıkları ve bakımlarının yapıldığı Martı Marina ve Otel tesislerinin yanında manastır kalıntıları var. Bahçesindeki mozaikler görmeye değer.  
Orhaniye’den Hisarönü’ne ve Marmaris-Datça yoluna çıkmak da mümkün. Orhaniye-Hisarönü arası sadece 3.5 km. Yol geniş ve asfalt.
Orhaniye’de konaklamak isteyenler, mütevazı işletmelerinin yanısıra, butik otel tarzı iddialı konaklama tesislerinde de kalabilir.

Nasıl gidilir?
Orhaniye’ye biz Bayır üzerinden geldik. Ama doğrudan buraya gelmek isteyenler, geniş ve rahat bir yol olan Hisarönü yolunu kullanabilirler. Bunun için Marmaris’ten Datça yoluna girmek ve Hisarönü-Bozburun ayrımından sola dönmek gerekiyor (Aynı şekilde Turgut’a ve Şelale’ye de ulaşılabilir).

Selimiye Köyü

Selimiye 
Orhaniye’den kıyıyı izleyerek Bozburun’a yöneliyoruz. Yol geniş ve asfalt. Orhaniye’den 10, Turgut ayrımından 7 km sonra Selimiye’deyiz. Selimiye de Bodrum-Marmaris arasında seyreden mavi yolculuk teknelerinin uğrak yerlerinden biri. 
Köy yeşillikler içinde. Deniz suyu temiz ve genellikle durgun ama öyle aman aman bir kumsalı yok. İskele kenarında toplanmış küçük ama kaliteli lokantalar teknelere ve çevreden gelenlere hizmet veriyor. Menülerinde o gün tutulmuş taze balık var. Sonsuz bir sükunet hakim çevreye. Kalabalıktan uzak tatil yapmak isteyenlere duyurulur. 
Selimiye çevresinde tarihi kalıntılara da rastlanıyor. Antik adı Hydas olan Selimiye çevresinde üç kale kalıntısı var. Biri Selimiye’nin en yüksek tepesinde, diğeri Sarıkaya tepesinde, sonuncusu ise Kızılköy Mahallesi’ndeki Aşarkale. Koyun güneydoğu tepelerindeki Helenistik dönem sur kalıntıları ziyaret ediliyor. Kıyıdan 100 metre açıkta Selimiye’ye yaklaşan teknelere yol göstermek amacıyla inşa edilmiş gözetleme burcu, deniz feneri, manastır ve tiyatro kentin görülmeye değer diğer kalıntıları. Bölgedeki batıklardan çıkarılan kalıntılar ise Bodrum Sualtı Müzesi’nde sergileniyor. 
Fırtınalı havalarda teknelerin sığındığı doğal liman olan Selimiye Koyu’nda plaj arıyorsanız eğer, 2 km ötedeki pırıl pırıl kumlu “sığ liman”a gidebilirsiniz. 
Konaklamak için otel ve pansiyonlar var. 
Ne yenir?
Selimiye’de yatların demirledikleri iskele çevresinde çok sayıda lokanta var. 
Balık bol. Türüne göre ister ızgara, isterseniz buğlama yapılıyor. Has zeytinyağı ve defne yaprağı buğulamaya ayrı bir tat katıyor. Kabak çiçeği dolması, Güney Ege’nin spesiyalitesi.

Kamelya ve Dişlice Adalarına tekne turu
Selimiye’den çevre koylara ve adalara günübirlik tekne turları da yapılıyor. Tıpkı Orhaniye’den olduğu gibi. 45 dakikalık yolculukta  ilk durak Kamelya adası. Sahilde, kolaylıkla tırmanılabilecek yükseklikte bir manastır var. Siyah, beyaz, gri deniz taşlarından döşenerek yapılmış mozaik manastır tabanını süslüyor. 
Bir diğer uğrak yeri ise, Orhaniye’den çıkış yapan teknelerin de uğradığı Dişlice adası. Ada, anıtlaşmış  volkanik kaya görüntülerine sahip. Kayalar o kadar girintili çıkıntılı ki, beraber olmak amacıyla yer arayan aşıklara çok sayıda uygun köşe bulunduğu için “aşk adası” da deniyor. Adanın Bencik Koyu’na bakan arka yüzü ise minik plajlara sahip.

Bozburun

Bozburun
Bozburun’u, daha çok yatçılar tanıyor.  Turizm bakımından bölgenin en bakir yerlerinden biridir. Sakin bir tatil isteyenlere önerilir. Büyük tesisler yok. Küçük ama kaliteli tesisler bulabilirsiniz. 
Kent merkezi Sömbeki körfezinin koylarından birinde yer alır. Çevre, Marmaris’in diğer bölgelerine göre alışılmadık ölçüde çıplaktır. Küçük otelleri, pansiyonları, iyi balıkçı lokantaları vardır. En iyi guletlerin burada yapıldığını söylüyorlar. Çevresinde tekneyle ulaşılabilecek çok sayıda sakin koy bulunmaktadır. (Ayrıntı için Mavi yolculuk sayfalarına bakınız)
Bozburun limanından, çevredeki koy ve adacıklara tekne turları yapılır. Bozburun yakınlarında Asar Tepesi üzerinde Larymna yerleşiminin pek önemli olmayan kalıntıları bulunur. Tepeye çıkış yaklaşık 45 dakika sürer. Sur parçaları, mezar kalıntıları çevreye dağılmıştır. Tepeden Bozburun güzel görünür.

Nasıl gidilir?
Marmaris’ten Bozburun’a iki ayrı yoldan gidilebilir. 
Toplam 45 km tutan ilk seçenek için Datça yoluna girip, Hisarönü sapağından ayrılarak sahil yolunu izlemek gerekiyor. Hisarönü, Orhaniye, Selimiye bu yol üzerindeki yerleşimler.  
Bozburun’a ayrıca, İçmeler-Bayır üzerinden güneye yönelerek de 
ulaşabilirsiniz. 
Bayır’dan sonra 24 km tutan virajlı yol Söğüt Köyü’nden geçiyor.   
Bozburun-Marmaris arası düzenli minibüs seferleri var.

Bozburun’un tekne ustaları
Bozburun, ahşap gulet tipi teknelerin yapım yeri. Çok sayıda atölye var, tekne yapılan. Guletin ustaları da burada. Babadan oğula bir meslek olarak yaygınlaşmış gulet yapımcılığı. Talep büyüdükçe de hem ustalar, hem de atölyelerin sayısı artmış. Ustalar artmış artmasına da bazıları hala isimleriyle anılıyor. Mehmet Usta bunlardan biri.
“Ben Bozburun’da doğdum ve büyüdüm. Babam uzun yıllar süngercilik yaptı. Eskiden köylünün en büyük geçim kaynaklarından biriydi. Bir yandan da balıkçılık ile uğraşırdı. Yani biz hem doğduğumuz köy nedeniyle hem de aileden hep denizle iç içeydik. Ben başka ustaların yanında çalışarak bu işi öğrendim. İlk başlarda küçük işler yapıyorduk. Sonra baktık ki yaptığımız işler beğeniliyor daha büyük işler almaya başladık. Şu anda bu meslekte 10. yılımı doldurmak üzereyim.”
Mehmet Usta böyle anlatıyor, tekne ustalığındaki geçmişini. Kendisi 10 yıldır uğraşıyor bu işle ama bölgede 40 yıldır yapılıyor ahşap yat ya da gulet tipi tekneler. Mehmet Usta “Babalarımız gibi bizden sonra bu işi sürdürecek ustalar yetiştiriyoruz” diyor.
Bozburun tekne yapım atölyeleri, sadece Marmaris ya da Bodrum’dan değil, yurt dışından da sipariş alıyorlar. Yunanistan kıyılarında dolaşan ahşap teknelerin bir bölümü de bu tezgahlardan çıkmış. Önümüzdeki yıllarda sayının artacağından söz ediliyor.

Söğüt Köyü

 
Söğüt ve Saranda
Söğüt köyüne Bozburun’dan ya da Bayır Köyü’nden ulaşılabilir.
Söğüt Köyü, Bozburun yarımadasının uç ve biraz da sapa noktasında. Bu nedenle turizm trafiğinin önemli ölçüde dışında kalmış. 
Buna rağmen köy çarşısı oldukça canlı. Köylüler turizmin bilincinde, yardımcı olmaya çalışıyorlar, ilgi  gösteriyorlar. 
Söğüt köyünün 1 km güneybatısında, okulun biraz arkasındaki tepecik üzerinde Thyssanos yerleşimi kalıntıları vardır. Kazı yapılmamış antik yerleşimde kalıntılar birkaç duvar parçasından, temel izlerinden ve tepenin arka yüzündeki duvar kalıntılarından ibaret. 
Köy denizden içeride kalıyor. Söğüt’ün denize açılan kapısı ise Saranda koyu. Söğüt’e 3 km uzaklıktaki Saranda’ya inişte sizi etkileyici bir manzara karşılayacak. Sömbeki körfezi ve yeşillikler içinde Saranda koyu ayaklarınızın altında. İleride ve sisler içindeki büyük ada ise Yunanistan’ın Sömbeki (Simi) Adası. Özellikle günbatımında bu manzarayı doyasıya seyredin. Saranda bölgede keşfedilen yeni turizm merkezi. Saranda köylülerinin tek katlı taş ve biriket evleri, yeni sahiplerinin elinde bahçeli , havuzlu tatil evlerine ve butik otellere dönüşüyor. Marmarisli olmaya karar vermiş çeşitli uluslardan insanlar bu bölgede ev sahibi oluyorlar. Bahçelerde yapılan organik tarım, doğal ürünlerle beslenmeyi özlemiş insanları beldeye çekmekte etkili oluyor.

Ne yenir, Nerede kalınır?
Saranda henüz keşfedilmemiş nadir yerler arasında. İskele çevresinde lokantalar bulunuyor. 
Fiyatları oldukça uygun. Deniz ürünleri yanında köyde yetişen ürünlerden hazırlanan mezeler de lezzetli… Konforsuz ama temiz. Köy pansiyonlarının yanısıra, gecelik ya da uzun süreli kiralanabilen havuzlu-bahçeli tek katlı villalar da var.

Söğüt’ten Taşlıca’ya
Söğüt’ten Taşlıca yaklaşık 5 km. Yol dar ama asfalt. İlk bir kilometrelik bölümü olağanüstü bir manzaraya sahip. Saranda sahili, koylar, burun ve adalar çok etkileyici bir görüntü oluşturuyor. Aman araç kullanırken dikkat.  
Bir Karya kenti olan Phoinix’in kalıntıları Taşlıca’nın 4 km dışında, Asar Tepesi üzerinde ve çevresindedir. Köy ile antik yerleşim arasında, muhtemelen antik döneme ait patika yolda önce mezarlarla karşılaşılır. Taşlıca ile Asar tepenin aşağı yukarı ortalarında, çukurda kentin agorası, tepeye çıkarken oldukça iyi durumdaki bir yapı kalıntısı ve ardından kentin ana nekropolisi (mezarlar) görülür. Kentin akropolisi Asar Tepe’dedir. Tepede kalıntılardan çok, çevreye hakim manzara çekicidir. Bir yanda deniz, bir yanda Taşlıca Köyü, öte yanda 1950’lerde terkedilip Taşlıca’ya yerleşenlerin yaşadığı Sindili Köyü’nün boş ve yıkılmaya yüz tutmuş evleri, güneybatıda yaklaşık 6 km ileride Serçe Limanı yakınında Taşlıca’ya bağlı Aziziye Mahallesi görülür tepeden.